Osman Hamdi Bey yaşadığı dönemde öne çıkan oryantalistlerden. Kendisi hukuk eğitimi almak için babası Sadrazam İbrahim Ethem Paşa tarafından Paris’e gönderilmiş. Ancak orada sanata olan merakı öne çıkmış ve zamanın önemli ressamlarından Jean-Léon Gérôme ve Gustave Boulanger’den resim eğitimi almış. Daha sonra Osmanlı topraklarına geri dönmüş.
Yazıma konu olan tablonun okumasını yapmak için biraz o dönem Osmanlı politik ve kültürel iklimini de incelemek gerekiyor. Osmanlı’nın meşrutiyet zamanlarına rastgelen bu dönemde Osman Hamdi Bey otokrasiyi sona erdiren ve anayasal düzeni tekrar tesis eden Jön Türk isyanına sempati duymuş. Yıkılmakta olan Osmanlı’nın kurtuluşunun modernite ve batıya yönelmek olduğunu düşünmüştü.
En önemli eseri Kaplumbağa Terbiyecisi’nden ziyade bugün bizdeki ismi Mihrap ama asıl ismi Yaradılış olan eserinden bahsetmek istiyorum. Bu eser aslında birçok metafor bulunduran oldukça cesur bir protesto. Osman Hamdi’nin bu eserinde mihraba sırtını dönmüş rahle üzerinde oturan hamile bir kadın bulunuyor. Kadının ayak ucunda ise yere saçılmış kitap sayfaları görüyoruz. Bu kitap sayfaları Zerdüştçülük, Budizm ve İslam’ın kutsal kitaplarına ait.

Tablo ilk bakışta insan üzerinde çok güçlü bir etki bırakıyor. Mihrabın yanında duran uzun, ışığı görünmeyen mum Osmanlı’nın o yıllarda dönemine göre geride kalan hastalıklı görünümü olarak yorumlanıyor. Kadının hamile oluşu ise yeni rejimin doğuşunu haberdar eder nitelikte. Rahle üzerinde oturup sırtını mihraba yani doğuya vermesi ve yüzünü batıya dönmüş olması dinin yerine batıdaki pozitif düşüncenin ön plana çıkması gerektiği mesajını içeriyor. Kadının oturduğu rahle İslam kültüründe Kuran’ın konulduğu sehpa olduğu düşünüldüğünde kadının üzerinde oturması ise bir başkaldırı niteliğinde. Ayakların ucunda dağınık biçimde bulunan doğu dinlerine ait kitaplar Osmanlı kadınlarının batılı hemcinslerine yaklaşabilmeleri için dinin baskısından kurtulması gerektiğini gösteriyor.
Osman Hamdi Bey’in Mihrap adlı eseri zamanın ötesinde bir nitelikte. Geçen zamana rağmen bakana içinde yaşadığı coğrafyaya karşı cesur bir bakış açısı sunuyor. Ezber bozan bu eseri şu an görebilmek ne yazık ki mümkün değil. Çünkü kaybolmuş durumda. Umarım hala bir yerlerde tahrip olmamış bir şekilde korunuyordur.
Saygılarımla.
Stj. Av. Bilge Temeloğlu
14.02.2026







