back to top
Ana Sayfa Köşe Yazıları Dijital Şiddetin Panzehiri: Medya Okuryazarlığı

Dijital Şiddetin Panzehiri: Medya Okuryazarlığı

0
16
Dijital ekran bataklığında çocuk ve medya okuryazarlığı
Dijital dünyada savunmasız kalan çocukların en büyük silahı bilinçli medya tüketimidir.

Son dönemde yaşanan okul saldırıları, toplum olarak yine aynı kolaycı tartışmanın içine sıkıştığımızı gösteriyor:“Suçlu bilgisayar oyunları mı?”

Her trajediden sonra televizyon ekranlarında aynı refleks devreye giriyor. Birileri çıkar, birkaç popüler oyunu hedef gösterir, mesele de sanki çözülmüş gibi tartışma kapanır. Oysa bu yaklaşım, bataklığı kurutmak yerine sivrisineklerle savaşmaktan başka bir şey değildir.

Evet, şiddet içerikli dijital içerikler bir risk barındırır. Ancak asıl sorun; çocukların bu içeriklerin ortasında hiçbir zihinsel filtreye sahip olmadan bırakılmasıdır. Bugünün çocukları dijital bir okyanusta yüzüyor ama onlara yüzme öğretmiyoruz.

SİLAH OYUN DEĞİL, BİLİNÇSİZLİKTİR

Gençleri dijital dünyanın risklerinden korumanın yolu internet kablosunu çekmek ya da oyunları yasaklamak değildir.

Çözüm çok daha temel bir yerde duruyor: Medya Okuryazarlığı.

Medya okuryazarlığı; bir videoyu sadece izlemek değil, onu okuyabilmek, mesajın arkasındaki niyeti çözebilmek, manipülasyonu fark edebilmek demektir. Bugünün dünyasında bu beceri, klasik okuma-yazma kadar önemli hale gelmiştir.

Bir çocuk gördüğü görüntünün kurgu olduğunu, şiddetin bazen bilinçli olarak cazip gösterildiğini ve dijital dünyanın gerçek hayatla aynı olmadığını öğrenmediği sürece, ekran karşısında savunmasızdır.

DERS VAR AMA CİDDİYET YOK

Eğitim sisteminde Medya Okuryazarlığı dersi var. Ancak çoğu yerde ya seçmeli durumda ya da branşı bambaşka olan öğretmenlerin ek ders saatini doldurduğu bir alan haline gelmiş durumda. Oysa bu ders bir uzmanlık alanıdır.

İletişim fakültelerinde yıllarca medya sosyolojisi, propaganda teknikleri, dijital içerik üretimi, algı yönetimi ve haber analizi gibi konular üzerine eğitim almış binlerce genç mezun var. Buna rağmen medya okuryazarlığı gibi kritik bir dersin uzmanlık dışı alanlara bırakılması, eğitim politikası açısından ciddi bir eksikliktir.

Bir görüntünün nasıl kurgulandığını, bir mesajın nasıl manipüle edildiğini, bir şiddet anlatısının nasıl cazip hale getirildiğini iletişim alanında eğitim almış kişilerden daha iyi kim anlatabilir?

ASIL SORUN EKRAN DEĞİL

Bugünün çocukları doğdukları andan itibaren dünyanın en yoğun medya akışının içine giriyor. Telefonlar, tabletler, sosyal medya platformları ve dijital oyunlar günlük hayatın bir parçası haline gelmiş durumda.

Sorun bu araçların varlığı değil. Sorun, çocukların bu dünyada eleştirel düşünme becerileri olmadan bırakılmasıdır.

Neyin gerçek, neyin kurgu, neyin manipülasyon olduğunu ayırt etmeyi öğrenmeyen bir zihin, dijital içerik karşısında savunmasız kalır.

GERÇEK ÇÖZÜM

Okullarda yaşanan şiddet olaylarını gerçekten azaltmak istiyorsak, meseleyi sadece oyunlara indirgemek yerine daha geniş bir perspektiften bakmak zorundayız. Çocuklara yasak koymak yerine düşünme becerisi kazandırmak, dijital dünyayı nasıl okuyacaklarını öğretmek gerekir.

Bu nedenle Medya Okuryazarlığı dersinin ilkokuldan itibaren zorunlu hale getirilmesi ve bu alanın gerçekten uzman kişiler tarafından verilmesi ciddi biçimde değerlendirilmelidir. Çünkü bugün çocukları dijital içerikten korumanın yolu ekranı kapatmak değil, zihni açmaktır.

Ve artık şu gerçeği görmezden gelemeyiz:

Sorun yalnızca oyunlar değildir. Asıl mesele, çocuklara gördüklerini sorgulamayı öğretmeyen bir eğitim anlayışıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz